| 12. HUKUK DAİRESİ | TARİH: 24.10.2023 |
| ESAS: 2023/3260 | KARAR: 2023/6582 |

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Şikayetçi borçlular dört adet taşınmaz satışına ilişkin sair fesih iddialarının yanı sıra, B. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/246 E sayılı dosyasında sürede satış istenmediği iddiası ile yaptıkları şikayet başvurusuna ilişkin verilen karara karşı taraflarınca istinaf yoluna başvurulduğunu, İİK’nın 363/4 hükmü gereği istinafın satışı durdurması gerektiğini ileri sürerek ihalenin feshi istemi ile İcra mahkemesine başvurduğu,
Mahkemece B. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/246 E. sayılı dosyasında yapılan şikayete ilişkin kararın ihale tarihinden önce istinaf edilmesinin satışı durdurması gerektiği gerekçesi ile şikayete konu … ada 41 parsel sayılı taşınmaz ihalelerinin feshine, 709 ada 44 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davanın taşınmazın muhammen bedel üzerinde satılmış olması nedeni ile zarar unsuru yokluğundan reddine hükmedildiği,
Şikayetçi borçlular ve alacaklı ile ihale alıcısı tarafından İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, B. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/246 E. sayılı dosyasında satışın durdurulması yönünde verilmiş bir karar olmadığı ve bu kararın 03.05.2018 tarihinde kesinleştiği gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına şikayete konu 816 ada 9 parsel, 709 ada 38 parsel ve 709 ada 41 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davanın reddi ile ihale bedelleri üzerinden %5 oranında para cezasına, 709 ada 44 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davanın taşınmazın muhammen bedel üzerinde satılmış olması nedeni ile zarar unsuru yokluğundan reddine ve para cezasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK’nın 363/4. maddesi uyarınca, istinaf satıştan başka icra işlemlerini durdurmaz. Buna göre, takibe yönelik itiraz ve şikayetler hakkında verilen İcra mahkemesi kararları kesinleşmeden satışa gidilemez.
Somut olayda, şikayetçiler tarafından satıştan önce sürede satış istenmediği iddiası ile satışın durdurulması talepli şikayet başvurusunda bulunulduğu, B. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/246 E ve 2017/237 K. sayılı kararı ile istemin reddedildiği, şikayetçiler tarafından, karara karşı 05.05.2017 tarihinde istinaf yoluna başvurulduğu, 12.09.2017 tarihinde şikayete konu taşınmazların ihalesinin gerçekleştiği, B. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/246 E. ve 2017/237 K. sayılı kararının 03.05.2018 tarihinde onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
B. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/246 E. sayılı dosyası incelendiğinde; şikayetçiler vekilinin İcra mahkemesine başvurusunun, satış isteme süresi dolmasına rağmen satış talebinin kabul edilmesinin yasaya aykırı olduğuna ilişkin şikayet başvurusu olup, bu kararın istinafı üzerine verilecek karar beklenmeden ihale yapılması, İİK’nın 363/4. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden ve dosya kapsamından anlaşılan bu durumun mahkemece gerek istem üzerine gerek re’sen dikkate alınması gerekmektedir.
O halde, Bölge Adliye mahkemesince, şikayete konu … ada 9 parsel, 709 ada 38 parsel ve 709 ada 41 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin alacaklı ve ihale alıcısının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olmakla, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Öte yandan, 709 ada 44 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davanın taşınmazın muhammen bedel üzerinde satılmış olması nedeni ile zarar unsuru yokluğundan reddine karar verilmiş ise de; bahse konu zararın varlığının tespiti yönünden Dairemizce;
Satılan malın muhammen bedelin üstünde bir bedelle satılmış olması hâlinde, ihalenin feshini istemekte kural olarak hukuki yararın bulunmadığına, kıymete yönelik itirazların varlığı, fesat iddiası ya da kamu düzeninden sayılan takip hukukuna dair ilkeler gibi bazı istisnai hallerde ise malın muhammen değerin üzerinde satılması durumunda dahi şikayetçinin fesih isteminde hukuki yararının bulunduğuna dair görüş istikrarlı şekilde uygulana gelmiş olup paranın alım gücündeki değişiklikler ile taşınır ve taşınmaz değerlerinde oluşan büyük artışlar, 7343 sayılı Kanun ile mahcuz ya da merhun malların cebri satışında başlıca yöntem olan açık artırmanın elektronik ortama taşınması ile beraber muhammen değerin üzerinde sonuçlanan satışların artmış olması da dikkate alınarak,
Dairemizce görüş değişikliğine gidilmek suretiyle, ihale edilen mal muhammen bedelin üstünde bir bedelle satılmış olmakla beraber yapılan usulsüzlük malın daha yüksek bedelle satılmasını önlemiş ise (yani ihalenin feshi sebebi olarak dayanılan yolsuzluk yapılmamış olsa idi mal daha yüksek bedelle satılabilecek idi ise) malın daha yüksek bir bedelle satılamamış olmasından zarar görmüş olan ilgilinin ihalenin feshini istemekte hukuki yararı bulunduğunun kabulü gerekeceği görüşü benimsenmiştir.
Asıl olan malın gerçek değerinden ihale edilmesi olup, malın salt muhammen değerin üzerinde satılmış olması her zaman zarar unsurunun oluşmayacağı ve malın gerçek değerini bulduğu anlamında yorumlanamaz. Bu cümleden olmak üzere, kanun koyucu aksini murat etmiş olsaydı, muhammen değerin üzerindeki satışlarda ihalelerin feshedilemeyeceğini düzenlemiş olurdu.
Hal böyle olunca, 709 ada 44 parsel sayılı taşınmaz yönünden her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, önceki içtihatlarımıza uygun olacak şekilde değerlendirme yapılarak sonuca gidilmiş ise de;
Dairemizin yukarıda yazılı görüş değişikliği nedeniyle, 709 ada 44 parsel sayılı taşınmaza ilişkin de şikayetçi borçluların İcra mahkemesine başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü ve aşamalarda tekrar ettiği fesih iddialarının esası incelenerek hüküm kurulması yönünden de kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nin 25.01.2023 tarih ve 2022/1413 E.-2023/136 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
KAYNAK: Yargıtay




